Eğridir (Eğirdir) Gölü

Akdeniz bölgesinde, Göller Yöresi’nin göllerinden biridir. Yüz ölçümü 468 km2, denizden yüksekliği de 916 m’dir. Türkiye’nin dördüncü büyük doğal gölüdür. Batı Toros dağlarının arasında bulunur. Eğridir Gölü iki çanaktan oluşur. Kuzey bölümündeki çanağa Hoyran Gölü, güney bölümündeki çanağa da Eğridir Gölü denir.

Eğridir Gölü’nün güney kesiminde Yeşilada ve Canada adlı iki küçük ada vardır. Daha önceleri Eğridir kentine ulaşım küçük teknelerle yapılırdı. Günümüzde bir yolla kıyıya bağlanmıştır. Eğridir Gölü genellikle kıyıya dik yamaçlarla inen dağlarla çevrilidir. Doğusunda Gelendost Ovası, kuzeybatısında Gençali, kuzeyinde Hoyran Ovaları vardır. Suları tatlıdır. Beyşehir Gölü’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük tatlı su gölüdür. Çevrede bulunan derelerle ve çeşitli sularla beslenir. En çok Sultan dağlarından inen derelerden beslenir. İlkbahar aylarında su miktarı hafif artar, yaz aylarında azalır. Eğridir Gölü’nde tatlı su balıkları ve kerevit avlanır.

Ege Bölgesi

Türkiye’nin yedi coğrafî bölgesinden biridir. Anadolu’nun batı bölümünde yer alır. Adını Ege denizinden alır. Bölgenin yüz ölçümü 85 000 km2dir. Yüz ölçümü bakımından Türkiye topraklarının %11’ini kaplar. Ege Bölgesi’nde bulunan iller, Aydın, Uşak, İzmir, Manisa, Denizli, Muğla, Kütahya ve Afyon’dur. Nüfus yoğunluğu yüksek olan bir bölgedir.

İki coğrafî bölümden söz edilebilir: İç Batı Anadolu ile Asıl Ege bölümü. İç Batı Anadolu bölümü, Asıl Ege bölümünden daha dağlıktır. Bu bölümde bulunan dağların en önemlileri; Uludağ, Emir, Türkmen ve Domaniç dağlarıyla Kumalar, Murat, Şaphane, Eğrigöz ve Akdağ’dır. Bu iki bölümü Honaz dağları birbirinden ayırır. Asıl Ege bölümünün doğal yapısını çeşitli çukur alanlarla bu alanları birbirinden ayıran dağlar belirler. Başlıca çukur alanlar, Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes Ovaları’dır. Bu ovalar, Madra-Kozak kütlesi, Yunt Dağı, Bozdağlar ve Aydın Dağları ile birbirinden ayrılır. En güneyde Gökova vardır. Ege Bölgesi’nde bulunan en önemli ırmaklar, Porsuk Çayı, Sakarya, Kirmastı Suyu, Susurluk Çayı, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes’tir. Bu akarsuların suladığı ovalar verimli tarım alanlarıdır. Başlıca doğal gölleri, Bafa ve Marmara gölleridir. Ege kıyıları çok girintili çıkıntılıdır. Bu kıyılarda bulunan başlıca girintiler, Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük ve Gökova körfezleridir. Asıl Ege bölümü Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. İç Batı Anadolu bölümünde kara iklimi görülür. Yazlar kurak ve kıyı bölgelerine oranla ılık, kışlarsa soğuk ve kar yağışlı geçer. İklim özelliklerine göre doğal bitki örtüsü farklılık gösterir. Kıyı düzlüklerinde makilik ve zeytinlikler daha çok görülür. Yüksek yerlere çıkıldıkça ormanlık alanlar artar. Kozak Dağı yamaçları fıstık çamlarıyla kaplıdır. İç Batı Anadolu bölümünün alçak kesimlerinde bozkır bitki örtüsü görülür. Yüksek kesimlerinde kara çam ormanları vardır.

Ege Bölgesi’nin ekonomisi tarım, sanayi, ticaret ve turizme dayanır. Türkiye’nin en gelişmiş bölgelerinden biridir. Yurt dışına satılan tarımsal ürünlerin önemli bir bölümünü bu bölge karşılar. İç Batı Anadolu bölümünde daha çok tahıl ve şeker pancarı üretilir. Asıl Ege bölümünde yetiştirilen başlıca ürünler, pamuk, tütün, çekirdeksiz üzüm, incir, zeytin, turunçgiller ile çeşitli sebzelerdir. Türkiye’de bulunan zeytin ağaçlarının yarıya yakın bir bölümü bu bölgede bulunur. İzmir’in kuru üzümü oldukça ünlüdür. Tarıma önem verilmesiyle hayvancılık gerilemiştir. Bölgede en çok tavukçuluk ve arıcılık yapılır. Ege denizinde süngercilik ve balıkçılık da yapılır. Burada avlanan balıkların bir bölümü yurt dışına satılır.

Ege Bölgesi sanayi açıdan Marmara Bölgesi’nden sonra Türkiye’nin en gelişmiş bölgesidir. Tarımsal ürünleri işleyen birçok fabrikanın yanı sıra şeker, yapay yem ve gübre, çimento fabrikaları, elektronik, kimya, makine ve yedek parça dallarında üretim yapan kuruluşlar vardır. Yer altı kaynakları açısından zengin bir bölgedir. Altın, uranyum, linyit, zımpara taşı ve mermer yatakları vardır. İzmir yakınlarında bulunan tuz üretim alanı Çamaltı Tuzlası, Türkiye’nin en önemli tuz üretim merkezlerinden biridir. Ayrıca Aliağa Petrol Rafinerisi, Türkiye’nin en büyük rafinerilerinden biridir. Doğal güzellikleri ve çok eski çağlardan kalma tarihî eserleriyle Ege Bölgesi, turizm açısından da çok önemli bir bölgedir. Kıyı kesimlerde eski çağlarda kurulmuş bazı tarihî kentler Assos, Bergama, Sart, Efes, Milet, Bodrum ve Pamukkale’dir. Turizm açısından çok değerli birçok tatil köyü vardır. Başlıca turizm merkezleri, Akçay, Ayvalık, Foça, İzmir, Çeşme, Kuşadası, Bodrum, Datça ve Marmaris’tir. Kuşadası, Bodrum ve Marmaris’te bulunan yat limanları çok önemlidir. Türkiye’nin en büyük limanlarından biri İzmir’dedir. Bölgenin öteki önemli limanları Dikili, Çeşme, Kuşadası, Bodrum ve Marmaris liman ve iskeleleridir. En büyük hava limanı da İzmir’de bulunan Menderes Hava Limanıdır.

Efes

Batı Anadolu’da İyonya Bölgesi’nde kurulmuş antik çağ kentlerinin en ünlüsü. Dünyanın en etkileyici arkeolojik yerlerinden biri olarak bilinen Efes, Türkiye’nin dünyaya tanıtımında önemli rol oynayan, bir antik liman kentidir. Eskiden denizin kıyısında yer alırken Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonların denizi doldurması sonucu yüzyıllar sonra denizden 5-6 km içeride kalmıştır.

İzmir’e bağlı Selçuk ilçesi sınırları içindeki antik Efes kentinin ilk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Cilâlı Taş Devrine kadar iner. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Efes çevresindeki höyükler ve kalenin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde Hititlere ait yerleşimler saptanmıştır. Hititler Döneminde kentin adı Apasas’tır. M.Ö. 1050 yıllarında Yunanistan’dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, M.Ö. 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes, Büyük İskender’in generallerinden Lysimachos (Lisimakos) tarafından M.Ö. 300 yıllarında kurulmuştur.

Helenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kentiydi ve 200 000 kişilik nüfusa sahipti. Efes, Bizans zamanında yer değiştirmiş ve ilk kez kurulduğu Selçuk’taki Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir. 1330 yılında Türkler tarafından alınan ve Aydınoğullarının merkezi olan Ayasuluk, 16. yüzyıldan itibaren giderek küçülmeye başlamış, 1923 yılında cumhuriyetin kuruluşundan sonra Selçuk adını almıştır. Bugün 30000 kişilik nüfusu olan turistik bir yerdir.

Edirne

Trakya’nın Doğu Trakya bölgesinde yer alan sınır ilimiz. Yüz ölçümü 6276 km2, nüfusu 402 606 (2000), il plâka kodu 22’dir. İlçeleri; Merkez, Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süleoğlu ve Uzunköprü’dür.

İl topraklarının büyük bir bölümü geniş ve yayvan düzlüklerden oluşur. En önemli dağları, Istranca dağlarının kuzey ve kuzeydoğu kesimleriyle Hisarlık Dağı’nın güney ve güneydoğu kesimleridir. Başlıca akarsuları Meriç Irmağı ve onun kollarıdır. Edirne ilinin Saroz körfezine bakan koyları oldukça düzdür. İl topraklarında birçok göl vardır. En önemli doğal gölü, Çeltik Gölü de denilen Gala Gölü’dür. Meriç Irmağı’nın suladığı verimli ovaları vardır. Bunlardan en önemlileri, Kazanova ve İpsala Ovalarıdır. Edirne ili Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. İç ve kuzey kısımlara gidildikçe iklim sertleşir. İl topraklarının güney kesimlerinde geniş makilik alanlar bulunur. Dağlık kesimlere çıkıldıkça ormanlık alanlar artar.

Edirne’nin ekonomisi tarıma dayalıdır. Ayrıca tarıma dayalı ticaret ve sanayi de gelişmiştir. En çok yetiştirilen ürünler; buğday, karpuz, ayçiçeği, şeker pancarı, domates, pirinç, üzüm, arpa, mısır, dolmalık biber ve kavundur. Ayrıca hayvancılık da oldukça önemlidir. Süt ve süt ürünlerinin değerlendirildiği mandıralar çok önemlidir. Edirne ilinde üretilen tereyağı, yoğurt ve peynir yurt çapında ünlüdür. Bu mandıraların yanı sıra, un, bitkisel yağ, salça, yem, meşrubat, çeltik, dokuma, tuğla, ve kiremit, teneke, sıhhî tesisat, karton ve mukavva fabrikaları da vardır. İlde küçük sanayi oldukça gelişmiştir.

Sınır bölgesi olması açısından önemli bir konuma sahiptir. Bu ilde bulunan başlıca sınır kapıları, Kapıkule, Pazarkule, İpsala ve Eskiköy’dür. Kapıkule sınır kapısı, Türkiye’nin en önemli sınır kapısıdır.

Tarihi oldukça eskilere dayanan Edirne, bir süre Osmanlı Devleti’nin başkentliğini yapmıştır. Mimar Sinan tarafından yapılan Selimiye Camii ve her yıl haziran ayında yapılan geleneksel Kırkpınar güreşleri çok ünlüdür.

Düzce

9 Aralık 1999 tarihinde il olmuştur. Düzce, Batı Karadeniz havzasında yer alır. Nüfusu 314 266 (2000), il plâka kodu 81′dir. Düzce iline bağlı ilçeler, Akçakoca, Çilimli,  Gümüşova, Yığılca ve Kaynaşlı’dır. En önemli ovası Düzce Ovası’dır. Bu ovanın çevresi yüksek dağlarla çevrilidir. Düzce Ovası birinci derece deprem kuşağında yer alır. En önemli akarsuları, Büyük Melen, Küçük Melen, Asar Suyu, Uğur Suyu ve Aksu Deresi’dir. En önemli gölü Efteni Gölü’dür. Düzce Ovası oldukça verimli bir ovadır ve ilin tek tarım yapılan yeridir. Bölgede en çok tütün, mısır, buğday, fındık ve her tür sebze yetiştirilir.

Düzce, Batı Karadeniz iklimiyle Orta Anadolu iklimi arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Yazlar sıcak, kışlar soğuk geçer. İlin ekonomisi sanayi, tarım ve ticarete dayanır. Endüstri bakımından gelişmiş bir ildir. Başlıca kuruluşları orman ürünleri, otomotiv yan sanayi, tekstil, av ve spor silâhları, elyaflı çimento, ilâç fabrikalarıyla fındık ve tütün işleyen işletmelerdir. Düzce ili büyük kent ve limanlara yakın olduğundan ticarette de önemli bir gelir kaynağıdır. 1999 yılında meydana gelen, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde Düzce ekonomisi ağır bir darbe yemiş, ilde çok fazla can ve mal kaybı olmuştur.

İlin ilgici çekici yerleri arasında; Antik Kent Konuralp ve Müzesi, Akçakoca deniz sahilleri, Samandere ve Güzeldere şelâleleri, Efteni Kuş Cenneti ve kaplıcaları, Derdin kaplıcaları, Ceneviz Kalesi, Gökçeağaç, Sarıkaya ile Fakıllı mağaraları ve Konuralp Roma Tiyatrosu (Kırıkbasamaklar) bulunmaktadır. İldeki başlıca yükseltiler Bolu Dağları, Akçakoca Dağları ve Abant Dağları,  En önemli akarsuyu ise Melen Çayı’dır. İlin orta kesimindeki çukur alanda tarımsal üretim açısından büyük önem taşıyan Düzce Ovası bulunur. Kuzey Anadolu fayının geçtiği il toprakları, etkin bir deprem bölgesidir.